sessizkelebek Sessiz Kelebek

#thepiratequest kazananı Ölümsüzlük iksiri, açgözlü insanoğlu için hep cezbedici olmuştur ancak ellerindekiyle yetinmeyi bilmeyenler ellerindekini de kaybederler. Ölümsüzlük iksirinin peşine düşen bir grup korsanın gerçeklerle yüzleşmesinin ve Zara'nın hikayesi.


Fantastik Tüm halka açık.

#thepiratequest
4
9.2k GÖRÜNTÜLEME
Tamamlandı
okuma zamanı
AA Paylaş

Âb-ı Hayat

İnsanlar meydana toplandıkça cadı kadının yeşil gözlerindeki ışık yavaş yavaş varlığını yitiriyordu. Halk bir cadının yakalanmış olmasını coşkuyla alkışlıyor bir an önce odunların ateşe verilmesini bekliyordu. Aralarında fısıldaşmayı da ihmal etmiyorlardı.

“Duydun mu? Korsanlara yardakçılık yapıyormuş.”


“Cadı işte ne olacak! ”


“Amiral Gastor yakalamış. Henüz yirmilerinde olmasına rağmen başarılı, üstelik çok da yakışıklı. ”


“Ah ne kadar da yetenekli! Her leydi onun gibi bir koca ister. ”

Cadı kadın bütün bu fısıltıları duysa da sesini çıkarmıyordu çünkü onu asıl yakalayan kişi övülen genç amiral değildi. Gözleri kalabalıkta birini aramaya başladı. Burada olmalı diye düşündü. Eğer gerçekten ölümsüzlük iksirinin peşine düştüyse burada olmalı diye tekrarladı.

İzleyicilerin arasına karışmış maceraperest bir genç olan Victor ise amiralin yakaladığı bu cadıyı merak ettiği için meydana gelmişti. Odun yığınının üstüne bağlanmış kadını görünce yüzü düştü. Canice olduğunu düşünüyor olsa bile kralın emrine karşı gelemezdi. Odunlar ateşe verildiği an cadının çığlığını duydu.

“Sen kazandın! Söyleyeceğim. Âb-ı Hayat’ın yerini, ölümsüzlük iksirinin yerini, söyleyeceğim. Sen de sözünü tut ve canımın bağışlanmasını sağla. Kao adasına gömülü bir hazine sandığında büyü kitabı var! İşte iksirin tarifi o kitapta! ”

Victor duyduklarını sindirmeye çalışırken kalabalığın cadının sözlerini önemsemediğini fark etti. Ölümsüzlük iksirinden bahsediyordu. Eğer bu gerçekse... Aklına gelen düşünce ürpermesine sebep oldu. Bu gerçek olabilir miydi?

“Zara! Burada olduğunu biliyorum! Kao adasının haritası evimde yerini yalnızca ben biliyorum. O iksiri istiyorsan ölmeme izin veremezsin. ”

Victor bir yana cadı kadının sözlerini duyan o kişi parmakları arasında çevirdiği bıçakla oynamayı bırakıp cebine attı. Sanki hiçbir şey olmuyormuş gibi oturduğu taşların üzerinden denize bakmaya devam etti.

“Ne yapıyorsun Zara? İksiri bulmak için haritaya ihtiyacın var! ”

“Sessiz olun amiral, düşünüyorum. Beni rahatsız etmeyin, gidin ve ödülünüzüm tadını çıkarın. ”

Amiral Gastor kaşlarını çatıp yanındaki cılız kıza baktı. Ölü gibi duran soluk beyaz teninin üzerine dökülen kapkara saçları ve kan kırmızısı dudakları bu dünyaya ait olamayacak izlenimi veriyordu. Zara, taşlardan aşağı atlayıp cadı kadının çığlıklarını arkasında bırakıp giderken Victor bu iksiri bulmaya karar vermişti. Eve geldiğinde küçük bir çanta hazırladı. Korsanların gizli meyhanelerinin yerini büyük bir meblağ karşılığında öğrenmişti. Tam kapıdan çıkarken ablasına yakalanmayı beklemiyordu.

“Nereye Victor? ”

“Küçük bir geziye. ”

“Victor! Ölümsüzlük iksiri denen saçmalığın peşine düşmeyeceksin değil mi? ”

Victor’ın sessiz kalması Kathleen’in daha da sinirlenmesine neden olmuştu. Sağ eliyle şakaklarını ovuşturup gözlerini kapattı.

“Aklını başına al Victor! Bir deli saçmasının peşinden gitmene izin veremem. ”

“Anlamıyorsun Kathleen! O kadın gerçekten bir cadıydı. Yalan söylemediğine eminim. Deli saçması değil Kathleen, ölümsüzlük iksiri! Sahip olursak zengin oluruz. Bir düşünsene! ”

İnsanlar aç gözlü canlılardı. Neye sahip olsalar onunla yetinmeyip daha fazlasını isterlerdi. Sonunda ellerindeki sahip olduklarını da kaybederlerdi. Victor da insandı. Yaratılışında vardı bu hırs. Kathleen’in sözlerini umursamayıp kendisine söylenen yere gitti.

Victor bulduğu gemiye binerken aklında bir düşünce vardı. Diğer korsan gemilerinin hepsi ölümsüzlük iksirinin bir saçmalıktan ibaret olduğunu söylemiş ve onu gemiye kabul etmemişlerdi. Anlayamıyordu. Hazineler korsanlar için çok değerliydi ama ölümsüzlük iksirine sırt çeviriyorlardı. Acaba bilmediğim bir şey mi var diye düşünürken şarkı söyleyen korsanlara keman çalan genç bir kız gördü. Kız, geminin korkuluğunda zıplaya zıplaya yürüyerek keman çalıyordu. Beline bağladığı kuşak ve sarı saçları rüzgarda savruluyordu. Samimi bir ortam diye düşündü Victor. Sarışın, kavruk tenli kız, Victor’ı fark edince güverteye atlayıp yanına geldi.

“Sen kaptanın bahsettiği yolcu olmalısın. Öyle değil mi? Ben Tia.”

Victor başını sallarken bir yandan da ne kadar da hayat dolu diye düşündü. Tia’nın yanında ondan da genç görünen bir kız vardı. Siyah saçları ve beyaz teninde gram korsan görüntüsü olmasa da b oynundaki damla şeklindeki firuze taşı kolyesi ve bir tutam örülmüş saçına bağlanmış altın, gümüş paralar, yırtmaçlı eteğiyle birleşen deri korse tamamen bir korsan olduğunu haykırıyordu. Victor tam konuşacağı sırada kısa bir bakış atıp kaptan kamarasına girmişti. Bir an Victor onun çok güzel bir kız olduğunu düşünmüştü. Sonra kaba davranışı yüzünden zihninden bu düşünceyi kovmuştu.

Victor merakla etrafa bakarken kaptan demir almıştı. Artık bu yolculuktan geri dönüş yoktu. Dalgalı okyanus sularını izlerken Tia’nın yanında gördüğü siyah saçlı kız Victor’un yanına geldi.

“Soylu gibi görünüyorsun, kıyafetlerin düzgün. Neden bu ayyaş korsanların arasındasın? ”

Genç kızın şüpheli bakışlarına karşı gülümsedi Victor.

“Ben bir maceraperestim genç bayan. Ölümsüzlük iksirinin peşindeyim. Ya siz? ”

“Bella. Adım Bella. Lütfen genç bayan diye hitap etmeyin zira o hitap eski günlerde kaldı. ”

Victor anlamak istermiş gibi bakınca Bella iç çekip dalgalara baktı.

“Eskiden babam bir soyluydu. İftira attılar. Ailem sürgüne gönderildiği sırada gemimiz battı. Ticaretle uğraştığımız için hayatımız gemilerde geçmişti ancak o gün fark edememiştik. Sadece ben ve küçük kardeşim kurtuldu. Kaptan Linda ve oğlu Brett hayatımı kurtardı. O günden beri dört yıldır korsanım. Zack, kardeşim, kazadan sonra ağır bir hastalık geçirdi. Amacım sizinle aynı yani. Ben de ölümsüzlük iksirinin peşindeyim. Hayattaki tek akrabamı da kaybetmek istemiyorum. ”

Victor, Bella’nın sözlerini duyunca ve yanağından süzülen göz yaşlarını görünce bir anlığına kendini suçladı. Ölümsüzlük iksirini isteme sebebi çok bencilceydi. Bunu fark ettiğinde pişman olmuştu. Bella’nın hüzünle parlayan gözlerine tekrar bakınca o an bir karar verdi. Ölümsüzlük iksirine ihtiyacı yoktu. Onu bu genç kıza verecek ve kardeşini iyileştirerek mutlu bir hayat yaşamasını sağlayacaktı.

Victor’un bu kararının üzerinden on gün geçmişti ve bu süre zarfında Bella ile oldukça yakınlaşmıştı. Bella’nın göründüğü kadar soğuk biri olmadığını aslında kalbi kırık bir genç kız olduğunu onu tanıdıkça anlamıştı. Güldüğü zaman yüzünde oluşan iki gamzesinin yerini ve kısılan gözlerindeki parıltıyı bile ezberlemişti. Uzaktan Kao Adası görününce aldığı kararı kendine hatırlattı. Aç gözlü davranmayacak ve iksiri Bella’ya verecekti. Yaşam paradan daha değerliydi. O an kendi yaşamını düşündü. Ne zaman öleceği belli değildi. İksiri içerse ölümsüz olabilirdi. Kendi yaşamı diğer insanlarınkinden daha mı değersizdi? Hayır tabii ki de değerliydi. Hatta diğer insanlarınkinden de daha değerliydi çünkü bu Victor’ın hayatıydı. Bir anda gözünü hırs bürüdü ve kararından vazgeçti. O iksiri ne yapıp edip elde edecekti.

Adaya indiklerinde bir ürperti hissetti ve tüyleri diken diken oldu. Kao Adasının rüzgarı bile farklıydı. Hazine sandığı bulunana kadar mürettebattan bazıları tuzaklara yakalanmış ve oracıkta can vermişlerdi. Geriye sadece beş kişi kalmışlardı. Etraftaki iskeletler hiç tekin bir yer olmadığını haykırsa da Victor’ın vazgeçmeye niyeti yoktu. Eğer başarırsa ölümsüz olacaktı. Bu saatten sonra hepsi düşmanıydı. Sona yaklaştıkça içinden birilerinin daha ölmesi için dua etmeye başladı. Nihayetinde haritada işaretli yere geldiklerinde Bella’nın hıçkıra hıçkıra ağladığını görünce sanki akan kanları durdu ve yol boyunca sahip olduğu düşünceler yüzünden kendinden iğrendi. O birilerinin ölmesini isteyecek kadar aşağılık birine dönüşmüştü. Geri döndüğünde ilk iş olarak Tanrı’dan af dileyeceğine kendine söz verdi. Diğerleri yeri kazıp sandığı çıkarırken ellerini karnının üzerine koymuş düşünüyordu. Sandık açılınca kitaptan yayılan karanlık enerji ürpermesine neden oldu. Bella’nın da bir adım gerilediğini görünce destek olmak için belinden tuttu ve güven vermek ister gibi bakıp gülümsedi. Victor gülümseyince Bella da rahat bir nefes alıp tebessüm etti. Sandığı alıp geminin yakınına geldiler. Burası küçük bir uçurumdu. Kaptan Linda dürbünüyle denizi gözetlerken oğlu Brett ve Bella iksiri hazırlıyorlardı. Victor da etraftan yakacak kuru şeyler topluyordu. Tam bu sırada uzaktan gelen gemileri gördüler. Victor kaçlarını çatarken Kaptan Linda kemerindeki silahı çıkarmıştı. Bella ve Brett daha da acele etmeye başladılar. İksir pişince kazanın fibinde birkaç damla kalmıştı. Sandıktaki malzemeler de bittiği için bu bir daha asla yapılamayacağını söylüyordu. İksiri Victor’un elindeki küçük cam şişeye döktüler. Artık iksir tamamen hazırdı. Victor elindeki şişeye bakıp onu Bella’ya uzattığı sırada hiç ummadığı bir şey oldu. Genç kızın gözlerinde cani parıltılar kol geziyordu.

“Aptal olduğunu biliyordum ama bu kadarını beklemezdim doğrusu. Gerçekten de iki göz yaşıyla kandırılabilecek kadar basit bir adammışsın. İtiraf edeyim Victor. Eğer sıradan bir genç kız olsaydım bu hareketin yüzünden sana aşık olurdum... Ama bil bakalım ne? Hasta kardeş? Kaybedilmiş aile? Bella? Siz insanları kandırmak çok kolay.”

Bella konuşmaya devam ederken Amiral Gastor’un gemisi oldukça yaklaşmıştı. Amiral, Zara’nın söylediklerine harfiyen uymuştu. Zara da bütün korsanları tehdit edip gemilerine yeni birini aldıkları takdirde yerlerini amirale söyleyeceğini söylemişti. Bu sayede ölümsüzlük iksirinin peşinde olan herkes aynı gemiye toplanmıştı. Buna Zara da dahil.

“Zara! Sakın o iksire zarar gelmesine izin verme. ”

Amiralin ağzından çıkan ismi duyunca Victor beyninden vurulmuşa döndü. Cadı kadının haykırdığı ismi hatırlamıştı. Cadı kadının canını kurtarmak için Zara’ya ölümsüzlük iksirinin yerini söylemesini hatırlamıştı.

“Zara mı? Korsan ve cadı avcısı Zara mı? Kralın sadık köpeği Amiral Gastor’un bile çekindiği Zara mı? Yanlış anlaşılma olduğunu söyle Bella! Zara olmadığını söyle! Sana yıllarca gemimde baktım! Evsizken ev oldum! Bana ihanet etmediğini söyle! Seni kızım gibi gördüm ben!”

Kaptan Linda elindeki silahı öfkeyle Zara’ya doğrulttuğunda Victor yaşadığı şok sebebiyle yere çöktü.

“Neden bahsediyorsunuz kaptan? Hiçbir zaman sizin tarafınızda olmadım ki size ihanet edeyim. Bana yaptıklarınızın karşılığını canınızı bağışlayarak ödedim zaten. ”

Kaptan tetiğe bastığı an etrafı barut kokusu sardı. Mermi Zara’nın bedenine isabet etmişti tam bu sırada amiral de yetişmişti. Amiral Gastor yaralanan Zara’nın aptalca bir şey yapmasından endişelendiği için hemen yanına gitti. Zara yavaşça, geri geri giderek uçuruma ilerliyordu.

“Bana ver Zara! Elindeki şişeyi hemen bana ver! Kralın emrini unutup bir aptallık yapmaya kalkma! ”

"Kralın emri... Haklısınız amiral. Kralımın bana verdiği görevi unutmadım. Âb-ı Hayat ait olduğu yere dönecek. ”


Zara konuşmasını bitirip mavi gökyüzüne baktı ve gülümseyip şişenin ağzını açtı. Şiddetli bir rüzgar esince etrafına yüzlerce ruh toplandı. Hepsi de ölümsüzlük iksirini elde etmek için gelip amaçlarına ulaşamayan insanlardı. Ruhların gözlerindeki derin pişmanlığı kim olsa görebilirdi. Zara onlara tiksiniyormuş gibi bakıp şişeyi denize attı. Gözlerini kapatıp kendini de uçurumdan aşağı bırakmadan önce son sözleri şunlar oldu:

“Siz insanlar hırstan doğan günahkar ve aç gözlü yaratıklarsınız. Size ait olmayanlara göz koymanın bedelini tıpkı diğerleri gibi ödeyeceksiniz. Ey doyumsuz mahluklar! Tanrı eğer isteseydi ömrünüzü sınırlı tutmazdı! Elinizdekiyle yetinmeyi bilmezseniz onu da kaybedersiniz!”

Zara’nın düşerken yaydığı mavi ışık ve pullu kuyruğu Victor’ın gördüğü son şey olmuştu.


Tıpkı Zara'nın söylediği gibi olmuştu. Var olan ömürleriyle yetinmeyip ölümsüzlük iksirinin peşine düşenler bunu canlarıyla ödemişlerdi. Okyanusun suyuna karışan ölümsüzlük iksiri deniz kızları tarfından toplanıp şişesine konulduktan sonra okyanusun dibine gömüldü. Maceraperest gemiciler ve hazinepeşinde koşan korsanlar yüzyıllarca ölümsüzlük iksi Ry ini aradılar. İksirin bekçisi ise her seferinde diğerlerinin akıbetini hatırlatmaktan çekinmedi. Bu bekçinin simsiyah saçları ve firuze taşı kolyesi nesillerce korsan hikayelerine konu oldu.


SON

15 Eylül 2023 20:03 13 Rapor Yerleştirmek Hikayeyi takip edin
9
Son

Yazarla tanışın

Sessiz Kelebek Bir parça huzur tarifi: defter, kalem ve müzik.

Yorum yap

İleti!
Dila Atman Dila Atman
Kitaplarıma şans verir misiniz? Karşılıklı beğeni yapabiliriz. 🤍İlk Zehirin ilacı sonra Araf-tana atın olur mu? Kitaplarımı fulleyin ya da sizde ne kadar bölüm varsa o kadar oy atın ben de dönerim
December 06, 2023, 09:27
Astra Astra
Ters köşe sağlı sollu vurdu resmen. Harika bir hikaye olmuş kalemine sağlık 🤩
October 07, 2023, 16:39

Astra Astra
Bu artık üçlü ihanet oldu 😅
October 07, 2023, 16:38
Astra Astra
Vay Eyşan vay 😱
October 07, 2023, 16:37
Astra Astra
İnsanoğlu işte... Dönek 🥹 Ama bence hâlâ umut var
October 07, 2023, 16:35
Astra Astra
🥺
October 07, 2023, 16:34
Astra Astra
Düşecek 😁 Sonuçta sonsuz yaşam söz konusu
October 07, 2023, 16:32
SN Selvi Nur KABLAN
Bu kalemden çıkan en iyi hikayelerden biri severek okudum emeklerinize sağlık
October 07, 2023, 12:19

Yu Mə Yu Mə
Çok güzel bir hikayeydi. Sonunu böyle beklemiyordum. Verilen mesaj güzeldi. Emeğinize sağlık (⁠。⁠・⁠ω⁠・⁠。⁠)⁠ノ⁠♡
September 16, 2023, 11:42

  • Sessiz Kelebek Sessiz Kelebek
    Teşekkür ederim beğenmenize sevindim. September 18, 2023, 09:31
❤️ 🔥 ❤️ 🔥
Nerde ölüm iksiri nerde abı hayat 😏
September 15, 2023, 20:15
~