sezerbora2 Sezer Bora

Peygamber Efendimiz (SAV.) in torunu Hz. Hüseyin'in mücadelesi ve Kerbela'da şehadeti anlatılmaktadır.


Исторические романы Всех возростов.
0
1.2k ПРОСМОТРОВ
В процессе
reading time
AA Поделиться

BÖLÜM 1: MUAVİYE VE HİLAFET

Hz. Hüseyin’in bu dönem içerisinde yavaş yavaş şekillenmeye başlamıştı. Kim bilir, şehit olacağını Hz. Hüseyin’de muhakkak biliyordu. Babasının, kardeşinin ve Hz. Muaviye’nin hilafet dönemleri kendisini bir adım daha ölüme doğru yaklaştırıyordu. Kerbela’ya geçmeden önce bu sahnede, Kerbela’ya giden tarihi dönemeci inceleyelim. Hz. Hüseyin’in 656 - 680 yılları arasındaki yaşadığı dönem olgunlaştığı, olgunlaşırken de yukarıda da belirttiğim gibi ölüme yaklaştığı ve hilafetin yani devlet başkanlığının saltanata dönüştüğü dönem olacaktır. Şimdi Hz. Muaviye’yi tanıyalım.

Hz. Muaviye milattan sonra 600’lü yılların başlarında Mekke’de dünyaya geldi. Babası Ebu Süfyan Bin Harb Bin Ümeyye, annesinin ismi de Hind’dir. Gerek Mekke’de, gerekse Mekke’nin dışındaki çöllerde en iyi eğitimi gördü, abileri gibi. Silah kullanma, atıcılık gibi askeri konularda da en iyi eğitimi aldı, abileri gibi. Ailesi Mekke’nin Haşimoğullarından sonra ki en büyük asilzade ailelerindendir. Yani bir asilzade gibi yetişmiştir Hz. Muaviye. Gençliğinde Şam, Yemen, İran gibi ülkelere ticaret yapmıştır. Bu sayede ülkeleri tanımıştır. Hz. Muhammed (SAV) e karşı müşriklerin yapmış olduğu bütün savaşlara katılmıştır. Kimi kaynaklar Mekke’nin fethinden önce, kimi kaynaklarda Mekke’nin fethinden sonra Müslüman olduğu belirtilmektedir. Mekke’nin fethinden sonra Peygamber Efendimizin bütün savaşlarına katılmıştır. Efendimiz (SAV) in vefatından sonra da 633-656 tarihleri arasında, Dört Halife Devrinde ilk fetihlere katılmış, Şam Valisi olarak görev almıştır. Üçüncü halife Hz. Osman’ın öldürülmesi sonucunda, yerine dördüncü Hz. İmam Ali Hazretlerine karşı, 4 yıl devam edecek iç savaşı başlattı. Bu iç savaş Hz. İmam Ali Hazretlerinin şehadetiyle birlikte, tüm hızıyla devam ederken Peygamber Efendimiz (SAV) in torunu Hz. İmam Hasan Hazretleri barış teklifinde bulundu. Kufelilerin ihaneti, kendisini ayağından yaralamaları ve dedesinin hadis-i şerifi aklına gelmişti ve Hz. Muaviye ile barış yapma kararı aldı. İki ordu Irak yakınlarındaydı zaten. Hz. İmam Hasan bu kararını kardeşleriyle paylaşmak istedi.

Hz. Hasan: Ey kardeşlerim, Ey Eh Ehlibeyt bu bitmek tükenmek bilmeyen, iç savaştan artık yoruldum. Bizim iç savaşımız sınırlarda Bizans saldırılarına neden oluyor. Ben Muaviye ile barış yapma kararı aldım. Siz ne düşünürsünüz?

Hz. Hüseyin: Ey babamın oğlu, ey kardeşim ben savaşmayı doğru buluyorum. O adam babamızın makamına da, hatırasına layık değildi. Sen nasıl böyle bir harekete kalkarsın? Nasıl babamıza ihanet edersin?

Hz. Hasan: Kufelilere güvenim yok kardeşim, bana da babamıza da ihanet ettiler. Babamızı şehit ettiler. Artık güvenim kalmadı onlara kardeşim.

Hz. Hüseyin: Yine de savaşalım, bu fitneyi savaşarak çözebiliriz.

Hz. Hasan: Olmuyor kardeşim, Bizanslılar savaşımızdan faydalanarak sınırlarımıza saldıryorlar. Sınırlardaki insanlar zarar görüyor. Biz daha fazla savaşa devam edersek, İslam topraklarına girecekler, kardeşim.

Hz. Hüseyin: Pekala kardeşim, senin kararın benim için, ailemiz için emirdir. Muaviye ile barış yapalım.

Bunun üzerine Hz. Hasan diğer kardeşlerine ve amcaoğullarına dönerek;

Hz. Hasan: Sizler ne düşünürsünüz?

Muhammed Bin Hanefiyye: Abi kararını destekliyorum.

Abdullah Bin Cafer: Ey amcamın oğlu kararını destekliyorum.

Haşimoğulları: Ya Emirelmüminin kararını destekliyoruz, derler.

Bunun üzerine Hz. Hasan; Ubeydullah Bin Abbas’ı Muaviye’ye elçi olarak gönderir, uygun bir yerde buluşmak amacıyla. Amcasının oğlu Ubeydullah Bin Abbas, Hz. Hasan’ın kendisiyle görüşme talebini, Muaviye’ye iletir.

Hz. Muaviye: Hoş Geldin, ey amca oğlum, sevgili kuzenim. Amcazademiz, Efendimiz (SAV.)in torunu Hasan’ın mesajını aldık, memnun olduk. Ancak biz önce bir iştişare edelim, sonra sizlere haber gönderelim der. Elçi Ubeydullah Bin Abbas’a Hz. Muaviye hediyeler takdim eder. Hz. Muaviye kumandanları ile istişareye başlar.

Hz. Muaviye: Ne dersiniz dostlarım, Hasan’ın davetine gitmeli miyim? Onun davetine icabet etmemek yakışık almaz, gitmem doğru olur. Ancak sizlere de sormak isterim. Ne dersiniz dostlarım?

Amr Bin As: Gitmelisin ey emir, Hasan; babasından ve kardeşinden uzlaşmacıdır. Gitmelisin.

Dahhak Bin Kays: Gitmelisin ey emir.

Diğer kumandanlar (İttifakla): Gitmelisin ey emir derler.

Hz. Muaviye; Dahhak Bin Kays’ı Hz. Hasan’ın çadırına yollar. Dahhak Bin Kays; Hz. Hasan’ın çadırına ulaşarak, Hz. Muaviye’nin mesajını getirir ve buluşma kararı alınır. Hz. Hasan’da Hz. Muaviye’de buluşacakları yere geldiler.

Hz. Muaviye: Selamun aleyküm Ey Ebu Muhammed!

Hz. Hasan: Ve aleykimselam ve rahmetullahi ve berekatuhu.

Hz. Muaviye: Ey kardeşimin oğlu, dedene ne kadar çok benziyorsun.

Hz. Hasan (gülümseyerek): Doğrudur ey amcam

Hz. Muaviye: Ey kardeşimin oğlu, amcazadem halife Osman’ın öldürülmesinden beri, babanla aramızda olan savaşlar ümmeti yordu, harap etti. Bizans bizim savaşlarımızdan fırsat kollayarak sınırlarımıza saldırıp, işgal hareketlerine girişiyorlar. Düşüncen isabetlidir, ey kardeşimin oğlu. Barış yapalım.

Hz. Hasan: Hilafete sen geç ey amcam.

Hz. Muaviye (gülümseyerek): Ciddi misin, ey kardeşimin oğlu?

Hz. Hasan: Bu konuda ciddiyim ey amcam. Yalnız bazı şartlarım vardır.

Hz. Muaviye: Şartların kabulümdür, ey kardeşimin oğlu.

Hz. Hasan: Memnun oldum, ey amcam.

Bu konuşmadan sonra birlikte Hz. Hasan ve Maiyeti, Hz. Muaviye ve Maiyeti ile birlikte Kufe’ye hareket etti. Kufe’de Hz. Muaviye’ye Hz. Ali taraftarları gönülsüz de olsa biat etmişlerdir. Aradan 9 yıl geçmiş, İslam topraklarına yeni yerler, şehirler katılmış ve İstanbul’u fethetmek için ordu hazırlanmış. Hz. Hüseyin için de bu dönem yeni bir başlangıcındaydı. Şehadetine kadar devam edecek yarı gergin, yarı sakin yaşamına Medine’ye dedesinin, babasının ve bütün çocukluğunun, gençliğinin hatırası olan yere göç ediyordu, ağabeyi Hz. Hasan ile birlikte.

16 августа 2021 г. 20:00:47 0 Отчет Добавить Подписаться
0
Продолжение следует…

Об авторе

Sezer Bora 1991 yılında Balıkesir/Bandırma'da dünyaya geldim. 28 yıldır İstanbul'da yaşıyorum.

Прокомментируйте

Отправить!
Нет комментариев. Будьте первым!
~